cheap world cup jerseys You can't get that readily from canned pineapple. It has to come from a fresh pineapple. So when you first buy your pineapple, one of the things you want to do is take it and put it in something and turn it upside down. ALICE MONSAERT: This piece of equipment is called the BOSU, B O S U. It stands for "both sides up," and it evolved into the fitness industry from the stability ball. The stability ball is nice and round. Wine is a wonderful accompaniment to this dish. A chianti or zinfandel is a traditional wine paired with tomato sauce and pasta. The cannoli is a popular Italian desert that consists of a deep fried pastry with a sweet ricotta cream filling that is sprinkled with powdered sugar.. Many cereals contain refined grains that are sweetened with sugar. Although these cereals may taste good, they are high glycemic foods that can rapidly increase your blood sugar levels and soon lead to low blood sugar and more sugar cravings. Sugared cereals are especially dangerous and even life threatening foods for diabetics. Cooking (especially boiling) can zap up to 50 percent of the antioxidants in some vegetables, according to a 2009 study published in the Journal of Food Science.confirm what we suspected for some time: A positive outlook on life and laughter can actually help you to live longer, Harry says. For example, a Yale University study of older adults found that people with a positive outlook on the aging process lived more than seven years longer than those who did not, while a 2012 study published in Aging found that positivity and laughter are defining characteristics in people who celebrate their 100th birthday.Positive thinking increases the brain levels of the hormone Brain Derived Neurotropic Factor, which improves memory, helps to alleviate depression, and fights Alzheimer disease, Harry explains. What more, the simple act of laughing decreases levels of the stress hormone cortisol as well as inflammation, she says.Reach Your Target BMI: Add 3 YearsA barometer of body composition, body mass index (BMI) compares weight to height by dividing weight measurement (in kilograms) by squared height measurement (in meters). cheap wholesale authentic jerseys To a standing ovation, Bono and U2 performed an acoustic version of "Ordinary Love," their Oscar nominated song from "Mandela: Long Walk to Freedom," a tune penned in tribute to the late South African leader Nelson Mandela. cheap throwback jerseys wholesale The story then cut to Kazakhstan where three inhabitants of the space station were coming in to land and Cox was on hand to get very excited about Euclid and Newton.. cheap jerseys wholesale online Plus carving splendid monuments in the rock. atlantafalconsjerseyspop cheapnfljerseysband.com One participant, Meryl Streep, giddily exclaimed: "I've never tweeted before!". Wholesale Houston Texans Jerseys "It's been an amazing year," said Mandel.

cheap jerseys wholesale jerseys

Brad Pitt, left, and Steve McQueen pose in the press room with the award for best picture for "12 Years a Slave" during the Oscars at the Dolby Theatre on Sunday, March 2, 2014, in Los Angeles. Seattle Seahawks jersey "Especially with our new judge, Howard Stern. wholesale nfl jerseys (Photo by Jordan Strauss/Invision/AP)(Photo: Jordan Strauss Jordan Strauss/Invision/AP)LOS ANGELES Perhaps atoning for past sins, Hollywood named the brutal, unshrinking historical drama "12 Years a Slave" best picture at the 86th annual Academy Awards.. Wholesale Tennessee Titans jerseys We had soon followed our forebears out of Africa and onto Petra in Jordan, where mankind had begun trading, writing and taxing. cheap nfl jerseys If the Mexican Cuaron wins best director for the lost in space drama, as he's expected to, he'll be the first Latino filmmaker to take the category.. wholesale cheapest jerseys The moptop prof communicates as if in the midst of a very jolly acid trip, all blissed out smiles and wide credulous eyes. wholesale cheap jersey Two hours into the ceremony, Alfonso Cuaron's box office hit and visual marvel "Gravity" had accrued six Oscars, winning for cinematography, editing, score, visual effects, sound mixing and sound editing. cheap NFL jerseys When we first started I said, 'I don't know. arizonacardinalsjerseyspop Its graceful breakthrough star, Lupita Nyong'o, also won best supporting actress and John Ridley won best adapted screenplay.. Wholesale Denver Broncos Jerseys Glowing backstage, she cradled her statuette: "I'm so happy to be holding this golden man.". Wholesale Indianapolis Colts Jerseys Singing his nominated "Happy" from "Despicable Me 2," Pharrell Williams had Streep and Leonardo DiCaprio dancing in the aisles.. cheap giants jerseys wholesale Are we going to find anybody?' But we've found some incredible people.

Wholesale Tampa Bay Buccaneers jerseys

But history belonged to "12 Years a Slave," a modestly budgeted drama produced by Pitt's production company, Plan B, that has made $50 million worldwide a far cry from the more than $700 million "Gravity" has hauled in.

Iconjane İle Sosyal Medya ve Blog Üzerine

cem karakuş

9 Haziran 2015 • RÖPORTAJ • Views: 2439

Bu yazıdan öğreneceğiniz çok şey var… Birazcık moda ve birazcık da sosyal medya ile ilgileniyorsanız, iconjane ismi mutlaka bir şekilde kulağınıza gelmiştir. 2009’da açtığı www.iconjane.com blogu ile sosyal medyaya damga vuran dünyalar tatlısı birisi o. Ferhan Talib‘ten bahsediyorum evet.

Esasında Mimar Sinan Sosyolji mezunu Ferhan Talib. Hikayesi çok ilginç. Daha öğrenciyken modaya olan tutkusu ile her gün alışveriş yapmasa da sadece keyif için Bağdat Caddesi’ndeki ZARA mağazasına girip dolaşması ile şimdiki zamanın ilk tohumlarını atmaya başladı Ferhan.

Günün birinde ise her gün keyif için gittiği mağazada kendini çalışan olarak buldu. Sonraki süreç ise Visual Merchandising ile devam etti. Artık tam olarak modanın içindeydi. Bir noktadan sonra pek kimsenin alamayacağı bir risk alarak bir Fransız markasındaki Pazarlama Müdürü görevinden istifa etti, profesyonel iş hayatını tamamen bıraktı. Herkes plazalardayken O bloggerlığın bir meslek olduğunu anlatmak için tek başına çaba sarf etti. Pek çok kişiye yön verdi.

Giyinmeyi seven, modayı seven bir karakter zaman sonra insanlar için böylesine influencer olacağını tahmin edebilmiş miydi acaba? Iconjane nereden başladı? Nereye geldi ve nereye doğru gidiyor? Hepsini biricik mahalle arkadaşım, komşum iconjane  ile kahve içerken konuştuk.

iconjane

Blog açmaya nasıl karar verdin ve  Iconjane nasıl doğdu? 

Bahsettiğin gibi üniversite yıllarımdan itibaren modaya olan ilgim çok daha arttı. Ama öncesinde Kadıköy Anadolu’da da ben minik minik paylaşımlar yapmaya başlamıştım. Çok eskilerden gelen bir heves aslında bu.

Çılgınca defileleri araştırıyor, ürünleri kombinliyor ve bilgisayarımda kendi halimde bir şeyler yapıyordum. Öylesine çok vaktimi bu keyif için harcıyordum ki, günün birinde bir arkadaşımın bana “fotoğrafları bilgisayarda tutmak yerine internet ortamında tutsana, hem bilgisayarında yer kaplamamış olursun, hem de herkes ile paylaşabileceğin bir platformda yer alır” diye bir öneri ile geldi. Bu sayede çalışmalarıma internetin olduğu her yerden ulaşabileceğim gibi bir hard diske de ihtiyacım olmayacaktı. Sırf bu yüzden blogumu açmış oldum.

 

Iconjane nereden çıktı? Bir dönemki magazin basının şişirmesi ile çıkan ikoncanlardan mı geliyor bu. 

Evet aynen öyle. O dönemlerde bir ikoncan patlaması vardı magazin dünyasında. Ben bu ikoncanlar yurt dışında olsa ne olurdu diye düşündüm. Erkek olsa Icon John olurdu, kız olsa da Icon Jane olurdu herhalde deyip biraz da tiye alarak böyle bir şey buldum.

Başlarda beğendiğim şeyleri Facebook ile paylaşıyordum. Kadıköy Anadolu’lu olduğum için olsa gerek biz Facebook’ta biraz daha etkindik. Facebook’un ilk zamanlarında bile tüm öğrencilerin Facebook hesabı vardı. Bu sayede çok hızlı bir takipçi artışı sağladım.

Sonra bana “sen bu tavsiyeleri veriyorsun ama biz seni neden dinleyelim ki?” diye feedbackler gelmeye başladı. Ben de bu soruları haklı bulup artık başka fotoğraflar kullanmak yerine kendimle ilgili kıyafetler paylaşmaya başladım. Yani şununla şunu birleştirisen güzel olur yerine, “ben yaptım, işte üstümde görüyorsunuz” diye kendi tarzımı sergiledim.  Yani gerçek deneyimlerimi görmeye başladı insanlar.

 

Peki bunu bir meslek olarak yapmaya ne zaman başladın?

Fransız markasındaki pazarlama müdürüyken 2009‘un sonunda işi bıraktım. içgüdüsel bir karardı. Ben bu işten para kazanabilirim diye düşünüp her şeyi bıraktım. Sonrasında sabahın erken saatinde kalkıp, mesaiye başlayıp gece yarılarına kadar çalıştım. 2.5 sene çok zorluk çektim. Çünkü tüm kariyerimi bu iş bırakmıştım. 30 yaşında bu kararı almak çok kolay bir şey değildi. Çünkü var olmayan bir şey yapıyorsunuz. Ancak ben “bloggerlıktan para kazanacağım” diye yola çıkarak tüm eforumu bunun üzerine verdim. Bloggerlığın bir meslek olmasına son derece katkım olduğunu düşünüyorum. Bunu insanlara anlatmak için çok çaba harcadım.

ferhan talib

Blog dışındaki diğer sosyal paylaşım mecralarını nasıl kullanmaya başladın? 

Hayatımıza Twitter‘ın girmesi ile microbloggerlık başladı. Artık çok daha az vakit harcayarak daha fazla şeyi paylaşır olduk. Twitter‘ı kullandığım ilk 2-3 sene için hala kendim için “bloggerdım” diyebilirim. Ancak bir zamandan sonra, 140 karakterde anlatabildiğim şeyi uzun uzun blogta yazmaz oldum.

Bugün ise Instagram var. Bir defileye gittiğimde bir fotoğraf ve altına yazdığım info ile 8-10 fotoğaf ile tüm bilgileri verebiliyorum. Ancak blog her zaman kalıcı olan bir şey. O sebeple her ne kadar eskisi kadar ilgilenemesem de yazmayı asla bırakmayı düşünmüyorum.

 

Sosyal medyada hangi mecra senin için ne ifade ediyor?

Blogta moda görüşü, Twitter’da politik görüş, Instagram’da benim hayatım, her yerden kareler, bir günüm… Pinterest ise tam bir karma. Hepsinin iç içe olduğu bir görsel. Okuyucu ancak hepsine hakim olduğunda benim hakkımda tam bir fikri olabilir.  Bunların hepsi birlikte bir bütün.

 

Aynı işi, yada şöyle söyleyeyim benzer işi yapmaya gayret eden pek çok insan var. Aranızdaki rekabeti nasıl yönetiyorsunuz? Hırslı biri misin?

Hırslı biri değilim. Hep birlikte kazanalım derdindeyim aslında. Bir süre de böyle gitti zaten. Şimdilerde ise yeni nesli bloggerlar çok küçük yaştalar. Oysa ki biz alaylıyız. Daha iş kadını olmayı bilmeden blog yazmaya çalışıyorlar yeni arkadaşlar. Biz ofis hayatında öğrendik pek çok şeyi. Rekabeti yani. Rekabetin nasıl olması gerektiği..

 

Nasıl olması gerekiyor?ojesizgezmeyenlerkukubu

Eğer ofiste bir kişi terfi edecekse o terfiyi almanın belli etik kuralları vardır değil mi? Ben bunu bildiğim, bu görgüyü bildiğim için bu felsefede devam ediyorum hayatıma.  Bunu öğrenmeden bu sektöre girdiğiniz zaman etik olmuyor hiçbir şey. Çünkü ben değeri olan bir proje yaratıp bunun için masaya otururken, “ben size bedava yapayım” diyerek işi alabiliyorlar. Böylelikle zaten işi bedavaya getirmeye çalışan marka mutlu, bedava yaptığı için de prim yapmaya müsait blog yazarı mutlu.

Ancak böyle olunca o markaya bir daha gidilmiyor. Yani sektörde ön planda olanlar, bizim gibiler artık gitmiyor. Çünkü tarzlar o kadar farklı ki. Markalar, ürünleri üzerinde durmayacak olan insanlar ile iş yapmaya çalışıyorlar. Sonrasında anlıyor firmalar. “Ben hata ettim. Sen yap bu projeyi” diye geri geliyorlar bütçe ile. Diğeri de bedava iş yapıp sektörde tanınacağım diye hem kendini hem de sektörü zedeliyor. Oysa ki herkes projesinin bir bedeli olduğunu bilse çok daha kaliteli işler çıkar iki taraf için de.

 

Bence Markalar, ajanslar senin benim kadar profesyonel değil. Biz bir profilde 5 dk geçirelim ne olduğunu, samimiyetini hemen anlarız. Onlar bizim gibi bakamıyor.

Aynen öyle. Birbirini etkileyen dört şey var. Marka – ajans – blogger ve nihai tüketici. Bu dördü birbirinden ayrılmaz bir bütün. Herkes kendini bilirse doğru kararlar ortaya çıkıyor.

1 – Markanın hedef kitlesini bilmesi gerekir.

2 – Ajansın hedef kitleye nasıl ulaşacağını bilmesi gerekir,

3 – Bloggerın ise kendi takipçisini tanıması, neyi beğenip neyi beğenmeyeceğini bilmesi gerekir.

Marka diyor ki “Şu kadar takipçiye şunu göster.” E hedef kitlesi ne oldu o zaman? “Kime ne gösterdiğinizin farkında mısınız?” diyesim geliyor. Biz müşteriyi ajans aracılığıyla marka ile buluşturuyoruz.  Ajans marka ile kimi birleştireceğini bilse her şey çok daha güzel olacak.

iconjane

 

Senin durduğun noktada artık para kazanma kaygısı var. Gelen işlerin hepsini alıyor musun? 

Para kazanma kaygısı var ancak gerçekçi olmayan, üzerimde durmayacak işi asla yapmam. Reddettiğim markalar var tabii. İşin bana uymadığını düşünüyorsam parası önemli değil. Reddediyorum. Elbet yapacak biri var sonuçta. İnsanlar şu an like için, takipçi için, proje için ölüyorlar.  Maddi açıdan hiç zorda kalmadığım benim hep seçici olabilecek töleransım oldu. O sebeple reddetme hakkım da çoktu. Örneğin bir yurt dışı projesi geliyor. Diyorlar ki uçak biletiniz ve konaklamayı karşılayalım. E ben zaten uçağa atlayıp gidip otelde kalabilirim. Bu benim için önemli bir şey değil ki. Biraz profesyonel bakmalı işe. Anlamaya çalışıyorum insanları. Ama gördüm ki başkasının hakkını yeme eğiliminde olan çok. Yukarıda söylediğim gibi, elbet işi yapacak birisi bulunuyor sonuçta. Verimli oluyor mu sormak lazım.

 

Bu hediye mevzuları ne olacak? Nasıl yönetiyorsun? 

Bana gelen hediyenin haddi hesabı yok Cem. Her gün her gün bir şeyler… Markalar gönderiyorlar, engellenebilir bir şey değil bu. Bazıları hediye geldiği gün “teşekkürler teşekkürler” diye fotoğraf çekip koyuyorlar. Bence bu hareket markaya da zarar veriyor, kişiye de zarar veriyor. Ben gerçekten beğenmediysem, kullanmayacaksam paylaşmıyorum.

 

Çünkü samimiyetsiz bir reklam kokuyor? Takipçini kandırmış gibi hissediyorsun değil mi?

Evet. Reklam konusunda bir şeyin fazla suyunu çıkarınca olmuyor. Sen markalara takipçinin likelarını pazarlıyorsun. Takipçi de senin kullanmayacağını / kullanmadığını bildiği ve ucuz reklam kokan şeyi bilinçli olarak like etmiyor. Takipçi aptal değil. Onu aptal yerine koyarsan bunu hemen fark eder. Benim reklamını yaptığım şey benim zevkimin dışında olacak bir şey değil.

 

Projeyi sen mi üretiyorsun? Sen mi gidiyorsun markalara onlar mı sana geliyor?

Aslında bence ajansın görevi proje üretip gelmek. Yoksa neden ajans olsun? Ben kendim de iletişimimi yapabilirim marka ile.  Ama ajanslar geliyor ve “bizim marka şöyle bir şey istiyor ne yapalım, nasıl yapalım?” diyor. Proje ile gelen çok az. Markalara ben artık neredeyse hiç gitmiyorum. Çoğunlukla markalar bana geliyor.

 

Bir erkek olarak çok net söyleyebilirim ki kıyafetlerin, fotoğrafların, kombinlerin bir harika. Merak ettiğim şey, sadece paylaşmak için mi kombin yapıp fotoğraf çekiyorsun? Çekim yaptıktan sonra üzerini değiştiriyor musun peki? 

Öyle yapanlar var. Stilettolarını ve abiye elbisesini giyip çekim yapabilir ve ardından üzerini değiştirebilirler. Ancak ben dışarı çıkarken ne giyiyorsam o gün onun fotoğrafını çekip paylaşıp günü onunla geçiriyorum. Yani blog için giyinmiyorum. Fotoğraf çektirip eve gidip üstününü değiştirip güne devam etmiyorum. Aynı kıyafetle beni sokakta yakalayabilirsiniz.

 

#ojesizgezmeyenlerkulubu ve #gozluksuzgezmeyenlerkulubu de sana ait. Instagram zaten kullanıcı patlaması yaşıyor. Herkes bir kulüp açar oldu.  Sence doldu mu kulüp olayı?

User generated content yönetmek çok zor bir şey. Fotoğraf çekmek, eklemek, takip etmek, seçmek, paylaşmak… Bir de bunu yaparken kimseyi kırmadan yapmak zorundasın. Yorumlara bak, yanıt ver, cevapla. Çok ciddi bir efordan bahsediyoruz. Bu öyle herkesin yapabileceği kolay bir şey değil. Herkes bir kulübüm olsun diyor, hashtag pazarlamaya çalışıyor ancak tecrübelerime dayanarak, bunun için eforunuz varsa girin derim.

iconjane

Peki bu hesaplardaki tüm yorumlara cevap veriyor musun?

iconjane’de veriyorum. Ya da vermeye çalışıyorum diyelim. Ancak ojesizgezmeyenler ve gözlüksüzgezmeyenler çok mass olduğu için takip etmekte zorlanıyorum açıkçası.

 

Yardımcıların var mı? O harikulade fotoğrafları kim çekiyor?

Haftada birkaç gün buluşup beraber fotoğraf çektiğimiz bir fotoğarfçım var. Ama kendi yeme içme ve gezmelerimi kendim çekiyorum tabii… Bir de iconjane dışındaki hesaplara destek vermek için bir asistanım var.  Ben bir mail yanıtlamak için ciddiye alıp en az yarım saatimi ayırıyorum. O sebeple bir menajer bir de asistanım var. Uygun olursa geri dönüşler geliyor bana. Değerlendiriyorum.

iconjane

Ego sahibi biri misin? Ben seni sakin biri olarak görüyorum. Sinirli misin?

Benim de egom var tabii. Herkes ego sahibidir. Ama bana yazılan bir yoruma agresif cevap verdiğim görülmemiştir. İnsanlar şaşırıyor bu sakinliğime, yapıcı eleştiriye her zaman açığım. Eleştirici yapıcı değil bir hakaretse o yapan insanla ilgilidir.

 

Boom Boom ‘un hikayesi nedir? Bir barınaktan aldığını biliyorum. Teşvikiye’nin muhtarı gibi. Herkesi tanıyor, herkes de onu tanıyor. 

19.02.2014 Twitter’da gördüm Boom Boom’u. Bir arkadaşım barınaktan sahiplenmek istiyordu. Ben aslında bir arkadaşım için aldım. Ancak sonrasında çok aşk yaşadık. Bırakamadım. Çocukları yanından alınmış halde çok depresyondaydı. Sadece kemik ve üstünde incecik bir deri vardı. Veteriner, “Yemeyen, intihar etmeye çalışan bir köpek alıyorsunuz, yemeyebilir ve sizin yanızda ölebilir. Bilginiz olsun.” dedi. Yine de aldık, sımsıkı sarıldık. Eve getirip önüne mama koyduk ve yiyecek mi acaba diye nefesimizi tuttuk. Bekledik. Yemeye başladığında hüngür hüngür ağladım. Arkadaşım için almıştım ancak  veremedim. Benim oldu.

iconjane

Cinsi Pitbull, ama ben daha ne ısırdığını ne de sinirlendiğini gördüm. Tasmasız geziyor zaten ve dibinizden ayrılmıyor. 

Barınaktan gelen köpeklerin minnet duygusu hiçbir yerde yok. Özellikle de fazlasıyla terk edilme korkusu yaşıyor. Isırmak nedir bilmiyor. İnsanlardan “bu pitbull insanları parçalıyor” diye kötü yorumlar geliyor ancak bu iş öyle değil. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Irk ile cins ile bir ilgisi yok. Bundan yüzyıllar önce ten rengi sebebi ile insanların vahşi olduğunu düşünen zihniyet şimdi aynı şeyi köpekler için düşünüyor. İnsanların böyle düşünmesinde basının da bu konuda büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

Örneğin benim köpeğime parkta golden saldırdı, bir hafta sonra aynı golden başka bir köpeğe daha saldırdı ama baktığınızda pitpull vahşi, golden uysal. Önemli olan yetiştirme tarzında. Eğitmekte.

iconjane

Ben 2014 yazından beri Teşvikiye’deyim ve buraya bayılıyorum. Sen ne düşünüyorsun burası için?

Ben burayı Manhattan’a benzetiyorum. Kiralar yüksek evler küçük. Bekar ve çalışan genç kesim ya da yaşlı amcalar ve teyzeler var. Burası aile hayatı ve çocuk yetiştirmek için uygun değil çünkü. Yokuşlar ve dar kaldırımlar var. Ben son bir yıldır burada kalıyorum. 2005-2007 arası yine buradaydım. Karşıda otursam da bilgisayarımı alıp buraya geliyordum. Dolayısıyla seviyorum Teşvikiye’yi. Burada hayat dışarıda. Sokaklarda. Evde pek durulmuyor.

Çok film izler misin? 

Filmden ziyade, diziciyim ben. Zaten şimdi de 10 dakikada yemek yeyip 5 bölüm dizi izleyeceğiz. 🙂

Yemek yapıyor musun? 

(gülüyor) Hayır 🙂

Ne yiyorsun?Nerede yiyorsun. 

Dışarıdan söylüyoruz. Çok ender yemek yapıyorum ama çok yiyorum. Genelde de dışarıda yiyoruz.

 

ecemen (Ece Çelebioğlu), çizenbayan (Elif Tanverdi), civilking (Mehmet Kırali), anlamarama (Hazal Yılmaz), arkadaşların.  Genelde birlikte mi takılıyor musunuz? 

Hep birlikte olalım diye bir kaygımız yok. Arkadaşız, belli projelerde denk de gelebiliyoruz, biz de üretebiliyoruz. Ama artık herkes kendi yolunda, kendi çizgisinde. Herkes çok başarılı.

 

Sonrası nedir peki? Bu iş ne kadar sürdürülebilir? Kısa ve uzun vadede ne yapacaksın?

Türkiye çok çılgınca bir tüketim ülkesi. Dolayısı ile Türk pazarı çok önemli. Dünya da buraya gözünü dikiyor. Basılı mecrada olma kaygım ve hevesim yok. Sosyal medya ve blogta kalmıyorum. Daha danışmanlık üzerine gideceğim. Ülkelerin lokal trendleri ile üretim yapmak isteyen büyük büyük firmalar var. Hem dünyada hem Türkiye’de. Onlarla bir şeyler yapacağım. Blog bunun minicik bir tarafı artık. Trendleri araştırmak zaten benim çıkış noktamdı. Çıkış noktamdan çok uzaklaşmadan o çemberi dar tutuyor olmak daha keyifli.

 

Sence Sosyal Medya nereye gidecek?

iconjane

Twitter yok olmaya gidiyor, Facebook eskisi gibi değil, instagram bugün var yarın yok. Ben Pinterest‘i seviyorum. Örnekse Pinterest‘te key worldleri kombin yaptığın için daha avantajlı. Bence biraz daha öne çıkabilir Pinterest. Bu işi profesyonel yapan insanlar bu search modelini kullanıyor. Instagram‘da ise daha çok popüler hashtag kullnılıyor. Daha çok görülsün diye. Ben Pinterest‘in iyi kullanıldığında çok daha efektif sonuçlar alabileceğimize inanıyorum.

 

Ya Youtube kanalı? 

Benim aslında biraz TV geçmişim de oldu. 2012 yılında yaklaşık 10 ay boyunca Turkmax’ta “Şehir Kadına Yakışır” isimli programı sundum. Bir youtube kanalım da var buna bağlı olarak ancak youtube zor bir iş. En azından fashion için bana zor geldi. Kurgusu, montajı çok vakit ve emek istiyor. O kadar vaktim olmuyor ne yazık ki.

iconjane

Sen rol modelsin. Son olarak yeni blog yazarlarına tavsiyelerin ne? 

İyi bir blog okuyucu veya sosyal medya takipçisi değilim. Çok takip edemiyorum. Yapılacak çok fazla şey var ve çok fazla şey yok. Bazen yapılanlar birbirine benziyor. Taklit fazla, yeni fikir yok. Ben kendim beğendiğim, yaşadığım ve yaptığım şeyleri paylaşıyorum. Sonuna kadar gerçek şeyler. Kendinle ilgili şeyleri paylaşırsan yanılma şansın yok çünkü. Ama başkası gibi olmaya çalışırsanız tıkanırsınız. Etrafta uzun süreli başarılı olan insanların hepsi gerçek ve kendine has insanlar. Demek istediğim anlaşılmıştır umarım.

 

Sevgili Ferhan Talib uzun bir kahve molasında mahallemizde tüm sorularımı yanıtladı. Bence bu röportajdan özellikle yeni yeni blog açmaya doğru gidenlerin öğreneceği çok şey var. Dikkate alınacaktır diye umuyorum…

 

 

 

 

 

 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

One Response to Iconjane İle Sosyal Medya ve Blog Üzerine

  1. denny dedi ki:

    Influencer ne demek? mass ne demek? Turkce sozcuk yok mu bunlari karsilayan? Influencer-Ilham Kaynagi
    Mass-Kalabalık/yogunluk
    Cidden çözebilmiş degilim Ingiltere’de yasayan biri olarak bu kullanımları….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir